Yonca Küçükavcı: Bir Hediye İnekle Başlayan Sevgi ve Azim Yolculuğu

Yonca Küçükavcı’nın hayvancılıkla olan bağı, çocukluk yıllarında baba ocağında filizlendi. Hayvanlara duyduğu sevgiyle büyüyen Yonca için asıl serüven, evlendiğinde kayınvalidesinin kendisine hediye ettiği “tek bir inek” ile başladı. O gün tek bir inekle yola çıkan Yonca, yıllar içinde emeğini sabırla işleyerek hem hayvan sayısını artırdı hem de süt üretimini profesyonel bir titizliğe ulaştırdı.
Fedakârlıkla Örülen Bir Hayat: İş ve Anne Şefkati
6 Şubat depremi Yonca’nın evinde ağır hasar bıraktığında, hayat bir süreliğine durma noktasına geldi. Ancak o; özellikle çocukları için pes etmedi. Çocukları, evi ve işi için mücadeleyi seçti. Yonca’nın mücadelesini eşsiz kılan en önemli nokta ise özel gereksinimli oğluyla olan sarsılmaz bağıydı. Bir yandan ağır hayvancılık işlerini eksiksiz yürütürken, diğer yandan oğlunun her ihtiyacına sevgiyle vakit ayırdı. Kazandığı her kuruşu evinin geçimine ve çocuklarının eğitimine harcayarak, zorluklar karşısında dimdik duran bir anne figürü sergiledi.
MaviKalem: Bozulmuş Bir Makineden Yeni Bir Umuda
Yonca’nın en çaresiz anlarından biri, süt sağma makinesinin bozulduğu ve üretimin aksama noktasına geldiği dönemdi. Tam da bu zorlu süreçte MaviKalem Derneği ile tanışmasını “büyük bir şans” olarak nitelendiren Yonca; sağlanan yeni süt sağma makinesi ve yayık desteği sayesinde işini hem geliştirdi hem de modern bir hıza kavuşturdu. Kendi makinesinin varlığıyla iş yükü hafifleyen Yonca, artık çok daha kolay ve verimli bir şekilde üretim yapabiliyor.
Sınırları Aşan Lezzet ve Gelecek Hayali
Yonca’nın titizlikle hazırladığı süt ürünleri-peynir, çökelek ve tereyağı mahallesindeki komşuları ve tanıdıklarının yanı sıra Mersin’deki bir tanıdığı aracılığıyla şehir dışından da düzenli talep görüyor. İşini ilk günkü hevesle ve büyük bir sevgiyle yapan Yonca’nın en büyük dileği, kurduğu bu bereketli düzeni koruyabilmek. Üretimini daha da artırarak çocuklarına güvenli ve iyi bir gelecek sunmak için her sabah aynı azimle ahırının yolunu tutmaya devam ediyor.
“Kayınvalidem o ilk ineği verdiğinde bu kadar büyüyeceğini hayal bile edemezdim. Depremde evim sarsıldı ama umudum sarsılmadı. Şimdi makinelerimle hem oğluma daha çok vakit ayırabiliyorum hem de ailemin geleceğini sütümün bereketiyle inşa ediyorum.”
